Ben büyüyünce “Modern İnsan” olmak istemiyorum!..

  • Efendim Merhaba!.. Hello!.. Hallo!.. Salut!.. Hola!.. Salve!.. Привет!..  您好!.. やあ!..
  • Şimdi “ne bu?” diyebilirsiniz.. Bir kaç arkadaşımın tavsiyesiyle bloga uluslararası bir boyut kazandırmaya karar verdim. Şimdilik Google Translate’in de desteğiyle kazandırabildiğim boyut bu kadar.. Farkındayım çok fazla bir boyut değil santime vursak 3-5 santimi geçmez ama şimdi bunu da yapmayabilirdik. Küçük de olsa bir adam  attık biz omerharmankaya.com olarak. Baktık güzel tepkiler alıyoruz, olmadı yazıları komple çeviririz, fotoşop desteğiyle onların memleketinde çekinilmiş (bkz: çekinilmek) gibi duran fotoğraflar koyarız.. olur yani bunlar, değişik fikirlere açığız bu konuda.. (çok da değişik olmasın da hani az değişik olsun böyle..)
  • Dikkatimi çekti, “Merhaba”nın çoğu avrupa dilindeki karşılığı h, l, e, o, a harfleriyle yapılan kombinasyonlarla oluşturulurken, bahsi geçen selamlama kelimesi Fransızca’da “salut”, İtalyanca’da ise “salve” demekmiş. Şimdi  bir İngiliz’in, bir Alman’ın gözünden baktığımız zaman bu yapılan düpedüz artistlik. İşte efendim “biz sizden farklıyız, biz sanatçıyız, biz romantiğiz.. rönesans yaptık biz, “salut” , “salve” diyoruz, beğenmeyen kullanmaz kardeşim.” İyi girişmiyo diğer memleket temsilcileri  İtalyan’lara, Fransız’lara Avrupa Birliği Parlementosunda. Biz olsak herif kürsüye çıkar çıkmaz indiririz “Artistlik yapma lan!..  adam gibi “r” leri de söyle, Beyazıt Öztürk müsün sen?” diye ama adamlar yapmıyolar.. Avrupa Hoşgörüsü diye tabir edilen şey bu olsa gerek.. (-Boşver James onların seviyesine inmenin alemi yok.. -Haklısın Gunther, Fransız’la Fransız, İtalyan’la İtalyan olmayalım.. gel ben sana  bira ısmarlıyım.. bizim memlekette birayı koca memeli kızlar servis ediyomuş, ben de milliyet.com.tr’de gördüm valla..)
  • Benim mesela en yakın hissettiğim millet Meksikalılar.. Değerlendirmemin altında ise çok karmaşık kriterler yok. Beni bilenler bilir deniz tarafındaki kalede benim bir tek kriterim vardır; Bıyık!.. Bıyık kime yakışıyorsa ben onu severim. Ha bu bazen tek bir insan olur.. ne bileyim Tuncel Kurtiz olur, Osman Tanburacı olur.. bazen bir hayvan  olur, kedi olur, fok olur.. bazen buzdolabı olur, ketıl olur, pringles maskotu olur.. bazen de komple bir millet olur.. İşte Meksikalılar mesela.. Bıyık bir millete bu kadar mı yakışır ya?.. kadınına, erkeğine hepsine yakışıyor.. adamlar bizden biri gibi sanki.. İnanmayan tutsun getirsin bak bi Meksikalıyı, tanıştırsın babasıyla, bir saat muhabbet ettirsin, asker arkadaşı çıkmazlarsa, bana gelsin dönüş biletini ben alıcam Meksikalının.. az daha kassan uzaktan akraba bile çıkabilirsin adamla.. (çok uzaktan ama hani meşhur “kızılderililer türkmüş” hikayesi) o derece..
  • Sene 93 ilkokuldayız.. Öretmen dedi ki; “Haydi bakalım sizce Milenyum’da neler olacak bir resmini yapın..” Şimdi düşünüyorum da ne büyük bir zalimlikmiş bu.. İlkokul çocuğuna milenyum denir mi ya?.. ben daha 7′lere kadar çarpmayı zor öğrenmişim, geçtim milenyumu, ne biliyim bi çoko prens deyince bi taso deyince kafam yanıyor zaten, bir hafta onları düşünüyorum.. sonra sen gelmiş bana “hadi milenyumu resmet” diyosun.. e o birikimle, bu yönelimi alan her çocuk gibi başladık çizmeye.. ama neler çiziyoruz.. uçan arabalar, konik binalar, (komik değil konik, gerçi konik bina da baya komik) lazerli silahlar.. aman yarabbi.. bildiğin Jet-Giller kafasındayız.. şimdi bak biz çocuğuz hadi ama o aşamada  bize bir yetişkinin bize “dur” deyip, şu soruları sırasıyla sorması gerekiyordu; “Babanın arabasının markası ne?..” “Murat 131 bilemedin Reno Spring (bi de Ford Taunus vardı akıllara zarar)” “Milenyuma kaç yıl var?..” “Yedi..” “Pekii.. dünyadaki teknolojik gelişmeler hakkında bir fikrin var mı?..” “Yok” Sonra da “E o zaman, ne bok yemeye uçan araba çiziyosun gerizekalı.. nasıl bir yedi yıl hayal ediyorsun ki babanın Hacı Murat’ından, uçan arabalara geçilecek.. yürü git top oyna dışarda.. yakan kopmuş düzelt onu da..” demesi lazımdı.. Bütün bunlar olsaydı, biz bugün bu halde olmazdık..
  • E tabi milenyumu bu kadar kafada büyütünce.. bir sürü problem çıkıyor.. 2010 yılındayız diyosun bak.. Çocuk kafayla hayal ettiğin uçan arabalar olsaydı, şimdiye dizeli çıkardı düşün ama hala arabalar yollarda kalıyor.. ışınlanma olacak diye hayal ediyordun, şimdi “5 kişi binsek acaba asansörde kalır mıyız?..” diye düşünüyosun.. daha hala diş macunu lekesine çare bile bulunamadı.. hala içimize yün içlik giyiyoruz kışın ya.. ama bütün bunları geçtim, 2010 yılında bana en çok koyan şey, evlerimizde hala leğen olması.. bunca gelişmişliğe rağmen hala leğenden vazgeçemiyor olmamız çok düşündürüyor beni.. modern insanın en büyük problemi bu bence..
  • Peki o zaman bir de şu soruyu soralım; “modern insan nedir?..” ben biraz bişeyler okudum bunun üzerine.. işte özetlemek gerekirse, modern insan için “yaşamak ve yaşatmak için çağa ayak uyduran insan” diyen de var “insancıl ve kültürel değerleri benimsemiş insan” diyen de.. hatta “s.çtıktan sonra kıçını silmeyi bilen insan” diyen bile var.. (biraz sığ olmakla beraber gayet çarpıcı ve doğru bir tespit bence) Fakat dikkatimi şu çekti.. ufak tefek değişiklikler haricinde, bütün disiplinlerin tarif ettiği modern insanı düşündüğünüzde kafanızda beliren şekil şu; “Baba Figürü”.. bildiğin baba ya.. kel, piknik tip, bıyıklı, bodur.. hani her an AKP kabinesinde bakan oluverecekmiş gibi bir tip.. (inkar etmeyin şimdi çoğumuzun babası böyle.. ) şimdi herşeye eyvallah.. ama yıllarca bel bağladığım bilimin, felsefenin modern insan diye tanımladığı varlığın, beyaz atlet ve aşortmanla televizyon karşısında horlayarak uyuduğunu görmek içimi acıtıyor, be okur.. insanın tekrar Avcı Toplayıcı Topluma dönesi geliyor..
  • Sevgili Modernler şimdilik bu kadar, çok iyi bakın kendinize.. hep Modern kalmanız dileğiyle..

One Response to Ben büyüyünce “Modern İnsan” olmak istemiyorum!..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s